Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mehmet Akdoğan
Mehmet Akdoğan

Uzaktan Bakış / Bir kilo, bir kilo mudur?

Siyasetin çürümüşlüğünden en çok zarar gören kamu kurumu belediyelerdir…

Koyu lacivert üniforması, belediyenin arması bulunan şapkası ve Sümerbank menşeli ayakkabısı ile sokaktan geçerken esnaf, oturuşuna kalkışına, duruşuna çeki düzen verirdi.

Çünkü devletin, vatandaş ile en fazla yüz yüze olduğu ‘Belediye Zabıta Memuru’ geçiyor…

Korku ile karışık bir saygı duyulurdu.

Ve o lacivert üniformalı memur, hayatımızın her anında vardı ve yetkiliydi.

 

Sağlık hizmeti mi? Elbette belediye,

Asker ailesine maaşı tanzim eden o,

Sokağa tükürenin yakasına yapışan, kaldırımı işgal edene haddini bildiren;

Salgın hastalıkların yayılmasını önleyen, çöpü toplayan, fazla fiyat yazan, pahalı et satan;

Sakatatların sokağa dökülmesini önleyen,

Başıboş kedi ve köpeklerin risklerini azaltan…

Devam edeyim mi?

Yüksek sesle konuşan;

Klaksonu gereksiz çalan, sinema koltukları arasına sandalye koyan;

Ve… Araç kullanacaklara ehliyet veren; trafiği düzenleyen… Tartıları kontrol edip, hile yapılmasını önleyen o…

Belediye, şu an bakanlıkların il müdürlüğü seviyesinde şehirde yaptığı bütün görevleri tek başına yapan kurumdu…

Ve denetim?

Denetim yapan teşkilat ise Belediye Zabıta Memurları idi.

Zabıta memurları toplumun, devlet ile yurttaş ilişkilerinin temel direğiydi.

Zabıta Memuru kaldırımı işgal eden esnafa, “Bir daha görmeyim” dediği zaman akan sular dururdu.

Şimdi akan sular, artık durmuyor, gürül gürül akmaya devam ediyor.

Çünkü kirlenmiş olan siyaset önce belediyeyi kirletti.

Bu yüzden sokaklar ve şehirler yaşanmaz hale geldi.

Siyaseti kirleten mikrop da: “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”

Yahu senin kim olduğunu biliyorum! Biliyorum! Zaten sorun da bu…

*

Bu kadarı neden anlattım?

Hani dedim ya benim çok büyük ideallerim yok… Vatanı kurtarmaya, insanlığı, başta uzaylılar olmak üzere kendi kendilerinden kurtarmak gibi amaçlarım da yok…

“İnsan gibi yaşamak…” Tek amacım bu… Tanışma sırasında demiştim.

Mesela İzmir Belediyesi en son şu tartı ve terazileri ne zaman kontrol etti?

Pazarlar, marketler, kasaplar, manavlar, odun ve kömür satıcıları vesair esnafın kullandığı terazilerden söz ediyorum;

Hakikaten 1 kg, 1 kg mıdır? 1 metre, 1 metre midir?

Petrol istasyonlarındaki 1 litre, gerçekten 1 litre midir?

Varsın yerli Batman’lar, Süperman’ler dünyayı kurtarsın,

Ben ölçü ve tartı aletlerini merak ediyorum…

Siz etmiyor musunuz?

 

YORUMLAR

2 adet yorum var

  1. Her hafta semt pazarına giderim, terazilerin bir kısmı, müşteri tarafından görülemeyecek konumda, ayrıca, terazi kontrolü yapıldığını hiç görmedim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI