Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bilincin evrimi mercek altına alındı

Bilincin kökenine dair yeni çalışmalar, acı ve haz duygularının hayatta kalma işleviyle evrimleştiğini ortaya koyuyor. Kuşlar üzerine yapılan araştırmalar ise bilincin yalnızca insana özgü olmadığını gösteriyor.

Bilincin kökenine dair yeni çalışmalar, acı ve haz duygularının hayatta

Haberebakis.com

Bilinç neden var, nasıl ortaya çıktı ve yalnızca insanlara mı özgü? Bilişsel bilimciler Albert Newen ile Carlos Montemayor’un çalışmaları, bilinci evrimsel açıdan üç temel biçimde ele alarak bu sorulara yeni yanıtlar sunuyor. ScienceDaily’de yayımlanan araştırmaya göre bilinç, soyut bir insan özelliği değil, hayatta kalmayı destekleyen biyolojik bir mekanizma.

BİLİNCİN ÜÇ TEMEL BİÇİMİ
Araştırmaya göre bilinç tek parça bir yapıdan oluşmuyor. Newen ve Montemayor, bilinci temel uyarılmışlık, genel dikkat ve refleksif öz-bilinç olmak üzere üç ana düzeyde ele alıyor. Bu biçimlerin her biri, evrimsel süreçte farklı bir işleve karşılık geliyor ve farklı zamanlarda ortaya çıkmış olabilir.

EN ESKİ FORM: TEMEL UYARILMIŞLIK
Newen’e göre evrimsel olarak ilk ortaya çıkan bilinç biçimi temel uyarılmışlık. Bu form, organizmayı yaşamı tehdit eden durumlara karşı hızla alarma geçiren bir sistem olarak işliyor. Tehlike anında devreye giren bu mekanizma, kaçma, donakalma ya da savunma gibi hızlı tepkilerin temelini oluşturuyor. Bu aşamada acı duygusu kritik bir rol üstleniyor. Acı, vücutta oluşan hasarı algılamanın ve bunun hayati bir tehdit olduğunu bildirmenin en etkili yollarından biri olarak tanımlanıyor. Araştırmacılara göre bilinç, bu yönüyle felsefi bir gizemden çok, yaşamı sürdürmeye hizmet eden biyolojik bir araç niteliği taşıyor.

DİKKAT VE ÖĞRENME NASIL GELİŞTİ?
Bilincin ikinci aşaması olan genel dikkat, organizmanın çevresindeki çok sayıda uyaran arasından en önemlisine odaklanmasını sağlıyor. Günlük hayatta konuşma sırasında aniden duman fark edilmesi ve dikkatin o yöne kayması, bu mekanizmanın tipik bir örneği olarak gösteriliyor. Montemayor, hedeflenmiş dikkatin öğrenmenin temelini oluşturduğunu vurguluyor. Önce basit neden-sonuç ilişkileri öğreniliyor, ardından bu bilgiler daha karmaşık bilişsel yapılara dönüşüyor. Bu sayede canlılar yalnızca anlık tepki veren varlıklar olmaktan çıkıp, çevreleri hakkında bilgi biriktirebiliyor.

ÖZ-BİLİNÇ VE TOPLUMSAL YAŞAM
Üçüncü bilinç biçimi olan refleksif bilinç, bireyin kendisinin farkında olmasını kapsıyor. Bu düzey, geçmiş deneyimlerin hatırlanmasını, geleceğe dair öngörülerin yapılmasını ve kişinin kendisi hakkında zihinsel bir model oluşturmasını mümkün kılıyor. Newen, bu bilincin odağının çevreden çok bireyin kendisine yöneldiğini belirtiyor. Bedensel durumların ve düşüncelerin bilinçli biçimde kaydedilmesi, özellikle toplumsal yaşam açısından büyük önem taşıyor. Öz-bilinç, grup içi uyumu ve sosyal ilişkilerin yönetilmesini kolaylaştırıyor.

AYNADA KENDİNİ TANIMAK NE ANLAMA GELİYOR?
Aynada kendini tanıma yeteneği, öz-bilincin basit göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. İnsan çocuklarında yaklaşık 18 ay civarında gelişen bu beceri, şempanzeler, yunuslar ve saksağanlar gibi bazı hayvan türlerinde de gözlemlenmiş durumda. Bu bulgular, öz-bilincin yalnızca insana özgü olmadığını düşündürüyor.

KUŞLAR NE ALGILIYOR?
Bilincin memelilerle sınırlı olmadığına dair en güçlü kanıtlardan biri kuşlar üzerinde yapılan yeni çalışmalardan geliyor. Gianmarco Maldarelli ve Onur Güntürkün’ün araştırmaları, kuşların bilinçli algının temel biçimlerine sahip olabileceğini ortaya koyuyor. Deneylerde güvercinlerin belirsiz görsel uyaranlar karşısında insanlar gibi farklı yorumlar arasında gidip geldiği gözlemlendi. Kargalar üzerinde yapılan çalışmalarda ise bazı sinir hücrelerinin, fiziksel uyarandan çok hayvanın neyi algıladığına göre etkinleştiği tespit edildi.

KORTEKS OLMADAN BİLİNÇ MÜMKÜN MÜ?
Kuş beyinleri, memelilerdeki gibi bir serebral kortekse sahip değil. Buna rağmen bilinçli işlemlemeyi destekleyen karmaşık yapılar barındırıyor. Güntürkün’e göre kuşlardaki NCL bölgesi, işlevsel olarak prefrontal kortekse denk kabul ediliyor ve yoğun bağlantıları sayesinde bilgiyi bütünleştirerek esnek biçimde işleyebiliyor. Araştırmalar, kuşların ön beyin bağlantı haritalarının memelilerinkine şaşırtıcı derecede benzediğini gösteriyor. Bu durum, bilinç kuramlarından Küresel Nöronal Çalışma Alanı yaklaşımıyla da örtüşüyor.

KUŞLARDA ÖZ-ALGILAR VAR MI?
Daha yeni deneyler, kuşların durumsal bir öz-algıya sahip olabileceğine işaret ediyor. Güvercinler ve tavuklar, aynadaki yansımaları ile gerçek bir türdaşlarını ayırt edebiliyor ve bağlama göre farklı tepkiler veriyor. Bu bulgular, temel düzeyde bir öz-bilincin kuşlarda da bulunabileceğini düşündürüyor.

İNSANA ÖZGÜ OLMAYAN BİR BİLİNÇ
Tüm bu veriler, bilincin ne yakın bir geçmişte ortaya çıktığını ne de yalnızca insana özgü olduğunu gösteriyor. Bilinç, evrimsel süreçte çok erken dönemlerde şekillenmiş ve farklı beyin mimarilerinde benzer işlevler üretebilmiş bir özellik olarak değerlendiriliyor. Kuşlar, bilinçli deneyimin mutlaka bir serebral korteks gerektirmediğini ortaya koyuyor. Bu durum, bilinci insan merkezli bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp, yaşamın sürekliliğini sağlayan temel bir biyolojik strateji olarak yeniden düşünmeyi gerektiriyor.

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI