Doğu Akdeniz’de bir süredir bağıran açıklamalar değil, sessiz ama sonuç alıcı hamleler yapılıyor. GKRY’nin İsrail’den teslim aldığı Barak Hava Savunma Sistemi, bir tedarik haberinden ibaret değildir. Bu sistem yalnızca füze önlemez; bölgenin hava resmini çıkarır, hareketi kaydeder, niyeti önceden okur.
Yani burada konuşmamız gereken şey bir savunma hattı değil, bir hâkimiyet alanıdır.
Çünkü erken ihbar sistemleri, savaşı durdurmaz; savaşı kimin şartlarda yapacağını belirler.
Net ifade edelim:
Mesele savunma değil, hâkimiyet kurma meselesidir.
Şimdi bu tabloya bir de Yunanistan’ın “Aşil Kalkanı” projesini ekleyelim. Mitolojide Aşil’i yenilmez yapan kalkan, bugün Ege’de adalara konuşlandırılması planlanan radarlar ve silah sistemleriyle somutlaşıyor. Üstelik bu kalkanın demiri de teknolojisi de yine İsrail menşeli.
Bu şu anlama geliyor:
Doğu Akdeniz’de kurulan sessiz ortaklık, Ege’ye taşınıyor.
İsrail, enerji sahalarının ardından artık hava resmi ve erken ihbar mimarisiyle de bölgede kalıcı bir aktör haline geliyor. Ege’de kurulan her radar, yalnızca bir adayı değil; Türkiye’nin refleks süresini, manevra alanını ve caydırıcılığını ölçüyor.
Bunu görmeyen, meseleyi “komşular arası silahlanma” zanneder.
Oysa bu tablo, coğrafyayı değil iradeyi sınama tablosudur.
Bazıları için şaşırtıcı olabilir ama asıl şaşırtıcı olan Yunanistan’ın ya da GKRY’nin tercihi değildir. Asıl dikkat çekici olan; Azerbaycan gibi “kardeş” dediğimiz bir ülkenin dahi Barak Hava Savunma Sistemi kullanıyor olmasıdır.
Bu bir çelişki değil, sistemin doğasıdır.
Uluslararası ilişkilerde duygular değil, hava sahaları korunur.
Herkes kendi gökyüzünün bekçisidir; kimse kimsenin hassasiyetini kendi güvenliğinin önüne koymaz.
Gerçekçilik tam da burada başlar.
Ancak dışarıda kurulan bu mimari kadar, içeride nasıl durduğumuz da belirleyicidir. Savunma sanayii, hata kaldırmaz.
Burada;
* Liyakatsizliğin,
* Kadrolaşmanın,
* Aynı işi farklı firmalara yaptırarak zaman ve kaynak tüketmenin
bedeli, raporlarda değil sahada ödenir.
Savunma sanayii; hız ister, netlik ister, koordinasyon ister.
Kalabalık yapı güç üretmez, odak üretir.
Güç; doğru insanın, doğru yerde, doğru kararı almasıyla ortaya çıkar.
Bugün İsrail’e baktığımızda; küçük bir coğrafyada, net önceliklerle kurulmuş bütünlüklü bir savunma aklı görüyoruz. Bizim imkânlarımız daha geniş, potansiyelimiz daha büyük. Ama potansiyel, ciddiyetle desteklenmezse yük haline gelir.
Türkiye hâlâ güçlüdür.
Hâlâ caydırıcıdır.
Hâlâ oyunu bozabilecek kapasiteye sahiptir.
Ancak bundan sonrası; daha fazla proje değil daha doğru öncelik,
daha fazla isim değil daha ehil kadro,
daha fazla söylem değil daha tutarlı strateji meselesidir.
Ege’de kalkanlar konuşlandırılırken, biz içeride organizasyon zaaflarıyla oyalanırsak, tehdit dışarıda değil aynada başlar.
Devletler bazen silahla kaybeder.
Ama çoğu zaman ihmal edilen akılla kaybeder.
Gökyüzünü koruyan şey yalnızca füze sistemleri değildir.
Onu asıl koruyan; akıl, liyakat ve zamanı doğru okuma becerisidir.
Kaynak: https://strasam.org/yazar/arastirmaci-yazar-oktay-iyisarac

YORUMLAR