Haberebakis.com
Tehlikeli atıklar, gemi söküm tesisleri ve ağır sanayi faaliyetleriyle uzun süredir çevre tartışmalarının odağında olan Aliağa’ya yeni bir sanayi yatırımı daha ekleniyor. Batı Anadolu Çimento A.Ş.’nin klinker öğütme ve paketleme tesisi projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “ÇED gerekli değildir” kararı verilmesi, bölgede çevresel ve sağlık risklerine ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
ALİAĞA’DA YENİ SANAYİ YATIRIMI
Çevre kirliliğinin yoğun olarak yaşandığı İzmir’in Aliağa ilçesinde Batı Anadolu Çimento A.Ş. tarafından yeni bir klinker öğütme ve paketleme tesisi kurulması planlanıyor. Projenin, Çandarlı Körfezi içerisinde limana yakın bir bölgede hayata geçirilmesi öngörülüyor. Bölge, hâlihazırda gemi söküm tesisleri, cüruf depolama alanları ve ağır sanayi faaliyetleri nedeniyle çevresel baskı altında bulunuyor.
ÇED SÜRECİ TARTIŞMA YARATTI
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na 3 Ekim 2025 tarihinde yapılan başvuruya, 9 Aralık 2025’te “ÇED gerekli değildir” kararı verildi. Kararın kısa sürede alınması, çevre örgütleri ve uzmanlar tarafından eleştiriliyor. Proje Tanıtım Dosyası’na göre tesis, Aliağa Horozgediği Mahallesi Mevkii 103 ada 15 numaralı parselde, 65 bin metrekareyi aşan bir alanda kurulacak.
KAPASİTE KADEMELİ ARTACAK
Projenin ilk aşamada yıllık 1 milyon 750 bin ton kapasiteyle çalışması planlanıyor. PTD verilerine göre tesisin 2027–2028 döneminde tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte yıllık üretim miktarının 3 milyon 500 bin tona çıkması hedefleniyor. Uzmanlar, bu kapasitenin yoğun toz emisyonu ve partikül madde salımı anlamına geldiğine dikkat çekiyor.
KANSEL VE SAĞLIK RİSKLERİ GÜNDEMDE
Evrensel’de yer alan bilgilere göre Aliağa, kanser oranlarının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu yerleşim yerleri arasında bulunuyor. Uzmanlar, bölgede uzun süre yaşayan bireylerde kanser riskinin belirgin biçimde arttığını ifade ediyor. Ayrıca çeşitli bilimsel araştırmalarda, hava kirliliğinin yoğun olduğu mahallelerde 6–8 yaş arası çocukların bilişsel gelişiminde gerilik tespit edildiği belirtiliyor.
ÇİMENTO TOZU VE PARTİKÜL MADDE RİSKİ
Çimento sanayisinin en önemli çevresel etkileri arasında PM10, PM2,5 ve daha ince partiküllerin atmosfere salınması yer alıyor. PTD’de 24 saatlik PM10 sınır değerlerinin sağlandığı ifade edilse de uzmanlar, “ince toz” olarak tanımlanan ve akciğerlerin en uç noktalarına kadar ulaşabilen partiküllerin sağlık üzerindeki etkilerinin yeterince değerlendirilmediğini vurguluyor.
ÖLÇÜMLER VE VERİLER YETERLİ Mİ?
Hava kalitesine ilişkin ölçümlerin nerede ve hangi noktalarda yapıldığının büyük önem taşıdığına dikkat çeken uzmanlar, dosyada çöken toz ölçümlerinin yerlerine ilişkin net bilgilere yer verilmediğini belirtiyor. Uzman görüşlerine göre, kapasite artışı gerçekleşmeden dahi tesisin olumsuz çevresel etkiler yaratma potansiyeli bulunuyor.
FOÇA VE MENEMEN DE ETKİLENECEK
Uzmanlara göre işletme aşamasında tesisten kaynaklanacak toz ve gaz emisyonlarından yalnızca Aliağa değil, Foça ve Menemen ilçeleri de etkilenecek. Ayrıca karbon ayak izi, ekosistem değişiklikleri, asit yağmurları ve küresel ısınma gibi etkilerin de göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanıyor. Bu etkilerin bitki ve hayvan türleri üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.
ÇEVRE BASKISI ARTACAK MI?
Aliağa’da planlanan çimento tesisi, bölgedeki mevcut çevresel yükün daha da artacağı yönündeki endişeleri güçlendiriyor. Uzmanlar, projenin yalnızca yerel değil, bölgesel ve uzun vadede ekolojik sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Önümüzdeki süreçte çevre örgütlerinin ve yerel halkın itirazlarının, projenin geleceğini nasıl etkileyeceği merak konusu.
