Haberebakis.com
Sosyal medyada son günlerde hızla yayılan “12 Ağustos 2026’da Dünya yer çekimini 7 saniye boyunca kaybedecek” iddiasına NASA’dan yanıt geldi. Paylaşımlarda bu durumun kaynağı olarak NASA’ya ait olduğu öne sürülen “Project Anchor” adlı gizli bir belge gösterilirken, milyonlarca insanın hayatını kaybedeceği ve küresel ekonominin çökeceği ileri sürüldü. NASA Sözcüsü ise bu iddiaların tamamını yalanladı ve bilimsel olarak böyle bir senaryonun mümkün olmadığını vurguladı.
SOSYAL MEDYADA NASIL YAYILDI
İddialar, komplo teorileri paylaşan bazı hesapların “NASA’nın gizli belgeleri sızdırıldı” başlığıyla yaptığı paylaşımlarla başladı. Bu paylaşımlarda, 12 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye saatiyle 17.33’te Dünya’nın yer çekimini kısa süreliğine kaybedeceği, bu durumun yıkıcı sonuçlara yol açacağı ve 40 milyon kişinin hayatını kaybedeceği öne sürüldü.
Söz konusu paylaşımlar, kısa sürede milyonlarca kişiye ulaştı. Bazı kullanıcılar, gökdelenlerin yıkılacağını, okyanus sularının uzaya savrulacağını ve atmosferin parçalanacağını iddia ederken, bazıları da bu senaryonun küresel bir ekonomik çöküşe neden olacağını savundu.
Bilim insanları ise bu tür içeriklerin, bilgi kirliliğinin tipik örnekleri olduğunu belirtiyor. Özellikle karmaşık fizik kavramlarının, bağlamından koparılarak sunulmasının, komplo teorilerinin yayılmasını kolaylaştırdığı ifade ediliyor.
NASA’DAN NET AÇIKLAMA
Giderek büyüyen tartışmalar üzerine NASA, konuyla ilgili resmi bir açıklama yaptı. Kurum, “Project Anchor” adında herhangi bir projelerinin ya da gizli belgelerinin bulunmadığını belirtti.
NASA Sözcüsü yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Dünya 12 Ağustos 2026’da yer çekimini kaybetmeyecek. Dünya’nın yer çekimi, sahip olduğu kütleyle doğrudan ilişkilidir. Kütle var olduğu sürece yer çekimi de var olmaya devam eder.”
Sözcü, Dünya’nın yer çekiminin yok olabilmesi için gezegenin okyanuslarını, atmosferini, denizlerini ve çekirdeğini kaybetmesi gerektiğini söyledi. Bunun ise bilinen fizik yasalarına göre mümkün olmadığı vurgulandı.
YER ÇEKİMİ NASIL OLUŞUR
Uzmanlara göre yer çekimi, bir cismin sahip olduğu kütlenin, çevresindeki diğer cisimleri kendine doğru çekmesiyle oluşur. Dünya gibi büyük kütleli bir gezegenin çekim gücü, yalnızca yüzeydeki yaşamı değil, Ay’ın yörüngesini ve Güneş Sistemi’ndeki pek çok dengeyi de belirler.
Bir gezegenin yer çekimini aniden kaybetmesi için, kütlesinin ortadan kalkması ya da büyük bölümünü yitirmesi gerekir. Bu da ancak gezegenin yok olmasıyla mümkün olabilir. Dolayısıyla, “7 saniyeliğine yer çekiminin kaybolması” gibi bir senaryonun bilimsel bir karşılığı bulunmuyor.
Astrofizikçiler, bu tür iddiaların, Newton’un yer çekimi yasaları ve Einstein’ın genel görelilik kuramı gibi temel fizik prensipleriyle tamamen çeliştiğini ifade ediyor.
KOMPLO TEORİLERİ NEDEN YAYILIYOR
Sosyal medya platformları, doğrulanmamış bilgilerin hızla yayılmasına zemin hazırlıyor. Uzmanlara göre, özellikle korku, belirsizlik ve felaket senaryoları içeren içerikler, algoritmalar tarafından daha fazla öne çıkarılıyor.
Bu tür iddialar, bilimsel terimler ve gerçek kurum isimleri kullanılarak daha inandırıcı hale getiriliyor. “NASA”, “gizli proje”, “sızdırılan belge” gibi ifadeler, kullanıcıların dikkatini çekiyor ve içeriğin sorgulanmadan paylaşılmasına neden oluyor.
Psikologlar, insanların belirsizlik dönemlerinde bu tür senaryolara daha fazla ilgi gösterdiğini ve bu nedenle komplo teorilerinin daha hızlı yayıldığını belirtiyor.
BİLİM İNSANLARI UYARIYOR
Bilim insanları, kullanıcıların özellikle felaket senaryoları içeren paylaşımlara temkinli yaklaşması gerektiğini vurguluyor. Resmi kurumların açıklamaları, akademik kaynaklar ve güvenilir haber kuruluşları dışındaki bilgilerin doğruluğunun mutlaka sorgulanması gerektiği belirtiliyor.
NASA yetkilileri de benzer bir çağrıda bulunarak, kurumun resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları dışında yayılan “NASA kaynaklı” iddialara itibar edilmemesi gerektiğini ifade etti.
GERÇEK NE?
NASA’nın açıklamasına göre, 12 Ağustos 2026’da Dünya’nın yer çekimini kaybetmesi gibi bir durum söz konusu değil. “Project Anchor” adlı bir gizli proje bulunmuyor ve paylaşılan iddiaların hiçbirinin bilimsel temeli yok.
Uzmanlar, bu tür söylentilerin paniğe yol açabileceğini, ancak fizik kurallarının bu senaryoları tamamen dışladığını söylüyor. Peki bundan sonra ne olacak? Bilgi kirliliğiyle mücadelede, kullanıcıların daha bilinçli hareket etmesi ve doğrulanmış kaynaklara yönelmesi hayati önem taşıyor.
