Emeğin, alın terinin ve toplumsal hafızanın ortak paydası…
1 Mayıs…
Literatürdeki tam karşılığı ile söyleyecek olursak;
“1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü”
Nasıl başlamıştı bu hazin hikaye?
Chicago’da 8 işçi ölüme mahkum edildi!
Suçları neydi?
Günde 8 saat çalışmak istemeleri…
O talep ile yükselen ses çığlığa dönüştü, günümüze ulaştı.
***
Sanayi Devrimi‘nden bu yana çalışma koşulları değişti.
Teknoloji ilerledi, üretim biçimleri dönüştü.
Ama değişmeyen tek şey “emek” oldu…
Verilen tüm mücadele onun, yani emeğinin karşılığını alabilmek içindi.
Bir maden işçisi ile bir ofis çalışanının görünmez bağlarla ile birbirine bağlanmasıydı.
Ortak payda hep aynıydı.
İnsanca bir yaşam biçimi!
Ama karşılarına çıkan bitmek bilmez mesai saatleri, güvencesiz çalışma şartları…
Ve en önemlisi gelir adaletsizliği.
***
Tam da bu yüzden 1 Mayıs geçmişin hatırasından çok bugünün bir muhasebesi olarak görülmeli!
Sadece taleplerin dile getirildiği bir gün değil, aynı zamanda dayanışmanın da en güçlü ifade şekli olmalı…
1 Mayıs; emeğe verilen değerin günlük hayatta ne kadar karşılık bulduğunun sorgulanmasıdır.
Çalışanların haklarının korunmasıdır 1 Mayıs …
Sonuç olarak; barikatların gölgesinde bir anma günü değil.
Mücadele geleneğinin simgesi olmalıdır…
“Emek varsa hayat vardır” diyelim…
Ve tüm emekçi yoldaşlarımıza daha iyi koşullarda bir hayat dileyelim…

YORUMLAR